Türkçe   Français  
Gisèle, İstanbullu Fransiz yazar



        Ana Sayfa
        Yazar Hakkında
        Kitaplar
        Son Haberler
        Basında Gisèle, 2010-2011
        Şiirler
        Basında Gisèle, 2003-2010
        Resimler
        Basındaki Yazılarım
        NT Gazetesinde Yazilarım
        Linkler
        Bize Ulaşin
        Ziyaretçi Defteri
        Üye Girişi
        Yeni Üye Kaydı
        Şifre Hatırlatma
Gisèle : (tüm kitapları gitakitap.com'da bulabilirsiniz)
Fransa’da, Cannes’da doğdum. On alti yaşinda iken, şiir dalinda Fransiz Cumhuriyeti “Cumhurbaşkani Büyük Ödülü” aldim. Sonra, Nice Üniversitesi Edebiyat bölümünde Yüksek Lisans yaptim. Fransizca Edebiyat öğretmenliği yapmaya başladim ve eşimle taniştik. Eşim Türk ve o zaman, turizm acentasi sahibiydi. iş için Cannes’a geliyordu. Evlendik ve 1983’te, İstanbul’a yerleştim. Sen Mişel Lisesi'nde 10 yil ve 1992 yilindan beri de Pier Loti Fransiz Lisesi'nde Fransiz edebiyati öğretmenliği yapiyorum.
iki çocuğum var. Türk vatandaşi oldum.

Blog : Gisele.ecrivain.İstanbul (Türkçe sayfaları) gisele.ecrivain.İstanbul.over-blog.com/

Nerede Yaziyorsunuz?

Yazacağim şeylere kendimi tamamen verebilmem için, çaliştiğim ortamin açik hava olmamasi gerek. Yani üzerimde bir dam olmali.Yazdiğim konuya göre yer çok önemli. Eğer konu geçmişle ilgiliyse, tamamen bir kurguysa, bugünkü dünyadan kopuksa ben de kendimi izole etmeliyim.Yani kendimi kapatmali ve diş dünyayla ilişkimi kesmeliyim. Mesela evimde ufak bir çalişma odam var. İstanbul‘da 1960'li yilların apartmanlarında, evdeki yardimcinin kalacaği oda olarak tasarlanmiş bu yer ufak bir kütüphaneye dönüşmüş vaziyette. O odada sanki yazdiğim ortami yaşiyor gibi oluyorum.Yazmam için gerekli her şeye elimi uzatinca ulaşabiliyorum. Bir çalişma masam, üzerinde bilgisayarim ve çevremde gerekli tüm belgeler. “Mahperi Hatun” romanini o odada yazdiğim gibi devami olacak daha ismini koyamadiğim romani da o odada yazmaktayim.
Ama konu bugünkü dünyada geçiyorsa kendimi bir ‘’Beyoğlu Kafe’sine ‘’ atmaliyim. Defterimi açiyorum ve bekliyorum. Neyi mi? ilham gelmesini. Gelene, geçene bakip, etrafimdaki oturanları incelerken kendimi yaziyor buluyorum. Bence yazar bir süngerdir. insanlara, çok normal gelen şeyleri algilayip beyinlerine yüklüyorlar. Ve zamanla beyin dolup taşinca yazmaya başliyorlar. Bir haber, bir konuşma, bir marti tüyü, bir kelime, havadaki ufak bir esinti yazmak için ve bir dünya yaratmak için neden olabiliyor. Bir kafede yazmak muhteşem bir olaydir. Bütün konuşmaları duyuyor, olayları görüyor ama katilmiyorsunuz. Onları yargilamadan hayatlarınin bir kesitini kullaniyorsunuz. insanlar o ara sizin nelerle meşgul olduğunuzu bilmiyorlar. Bir kenarda saklaniyorsunuz. Okulda tuvalette sigara içmek gibi bir şey bu . « İstanbul’dan Pencereler » romanini daha çok böyle ortamlarda yazdim.

Ne zaman yaziyorsunuz?
Herkesin yaşadiği hayati yaşarken yazmak.
Günlük hayatta herkes gibi yaşayip, yazabilmek pek kolay değil. Boş zamaninizla, ilham perinizin çok iyi uyuşmasi gerek. Aslinda yazmak için ilham gelmesi içgüdüyle, tutkuyla veya inançla kiyaslanabilir. Ismarlama olmuyor. O an çok meşgul olabilirsiniz, işten başinizi kaldiramiyacak durumda olabilirsiniz, bir anda ben burdayim der. Elbette bunu demesi için çalişmak gerek. Çaliştikça ilham kendiliğinden gelmeye başlar. Ve zamanla artarak devam eder. iş hayati, aile hayati ve yazmak. işte benim hayatim . Edebiyat öğretmeni olduğum için normal zamanlarda, zamanimin büyük bir bölümü okulda geçiyor. Ev işleri, eşim, çocuklarım derken gün bitiyor. Bir de sosyal hayatiniz var. Türkiye’ye geldiğimde ilk zamanlar zorlanmiştim. Yabanci bir ülkede anlayamadiğiniz bir dil tanimadiğiniz bir kültür ve tanimadiğiniz insanlar. Fransiz mutfağini öğrenmeden Türk mutfağini öğrendim. şimdi her ikisindede bayaği usta olduğum söyleniyor. Zamanla alişmaya başladim. Özellikle Türkçe anlamaya ve konuşmaya başladiktan sonra hayatim kolaylaşti. Ama Türkçemi roman yazacak kadar geliştiremedim. Hâlâ Fransizca yaziyorum.
Bu arada ne zaman yaziyorum derseniz, sanki ikili bir hayat yaşiyor gibiyim. Çünkü beynimin bir bölümü devamli yazmaya programli. Nerede olursam olayim, ne yaparsam yapayim otobüste, takside, mutfakta, edebiyat öğretmenliği yaptiğim için dersler arasi vakit bulunca devamli küçük defterime notlar alirim. Bana bir hikâye anlatirlar, veya bir sir verirler bu ben de bir romanin başlangici veya bir bölümü olabilir. Hem ordayimdir hem de kurgusunu yaptiğim romanda. Kisacasi iki hayat bir arada yaşarim. Bu da benim çok hoşuma gidiyor .
Genelde sabahları yazi yazmak için zamanim olmuyor. Akşamları ve özellikle geceleri, herkes uyuduktan sonra saatlerce yazabiliyorum. Çalişan bir insan olduğum için tatiller benim için bulunmaz nimet. Tatillerde tüm zamanimi yazmaya ayirabiliyorum.

Bilgisayar veya el yazisi? 
Senelerce elde kalem, hikâyelerimi, romanlarımi, şiirlerimi kâğida dökmeye çaliştim. Bilgisayara direndim. Ama mecburen kullanmaya başladim. Başlangiçta yazmiş olduğum onlarca sayfayi yanliş bir tuşa basip sildiğim zamanlar gözlerimden yaşlar geldi. Ama şimdilerde bilgisayarsiz bir yazar düşünemiyorum. Hayatimizi kolaylaştirdi.. Ama yinede bilgisayarsiz ortamlarda, ön çalişmalarımi menekşe rengi mürekkepli dolmakalemimle büyük bir zevk içerisinde yaziyorum.

Ne zaman yazmaya başladiniz?

Daha çocuk yaşlarda okumayi çok seviyordum. Ne bulursam okuyordum. Kisa sürede evdeki tüm kitapları okumuştum. Edebiyatla yaşar olmuştum. Bu okuma aşki beni yazmaya itti. On yaşimda bir tek arzum vardi ‘’roman yazmak’’. O yaz tatilinde yazdiğim romana ismimi ekleyince zannedersem yazim hayatiyla evlenmiştim. Derslerde sikildiğim zamanlar şiir yazardim. Ve bu beni çok uslu, model bir öğrenci yapmişti. O zamandan beri devamli yazdim.
Yazmak benim için boş zamanlarım doldurmak için yaptiğim bir şey değil, bir zorunluluk, bir gereklilik. Yazmadan, hayatin nasil olabileceğini düşünemiyorum. Yazmak, benim için, bir hayat tarzi.

İstanbulin'den sonra çalişmalarıniz:
Müzikal Oyun (Francizca, Ocak 2012,  türkçe 2012'de) :Janus İstanbul   Oyun : Gisèle. Beste : Erol Köseoğlu.

Radyo, Televisyon, konferansları,  2009'dan sonra
9 ocak 2009 : TV, Show Max, “Evren’le siradisi”, Sir Dolu İstanbul hakkinda.
22 haziran 2009 : TRT Radio1, “Gecenin içinden”, Sir Dolu İstanbul hakkinda.
9 eylül 2009 : Radio TRT Fm, Sir Dolu İstanbul hakkinda.
27 mart 2010 : İstanbul Fransiz Kültür Merkezi, Edebiyat Buluşmaları 1, “Gisele ile İstanbul’daki seyyah-yazarlar".
7 mayis 2010 : Beykent Üniversitesi, I.Uluslararasi Dünya Edebiyatinda İstanbul Sempozyumu, “Marc Hélys, Yirminci Yüzyilin başinda İstanbul’da gezgin-yazar bir kadin.”
Mayyıs 2011  : Didier Röten filminde, Pierre Loti, un homme du monde, FR3, konuşma.
Eylül 2011 : Boğazici Kitap Fuari'nda, konferens : iki kültür arasinda yaşamak
Mart 2013 : konferans : Istanbul fransız edebiyatında.
Mart 2013 : TV: Thalassa au coeur du Bosphore, FR3, Laurent Bignolas'yla. 
Nisan 2013 : TRT FM, radio, Çiğdem'yla, Misafiriniz var, Istanbulin hakında. 
Mayıs 2013: GSÜ edebiyat symposiomu, Osmanlı döneminde, İstanbul hakkkında yazan dört fransız kadın yazarı. 
Haziran 2013 : TV : La maison France 5, France 5, Les Yalis du Bosphore et le quartier de Çukurcuma,  Stéphane Thébaut'yla.






Bugüne kadar sitemizi ziyaret edenler ( Ekim 2009'dan beri) :

Copyright © Gisele İstanbul
designed by maxbilisim.com